Publication:
Akut Miyeloid Lösemi Tanılı Hastalarda Tanıya Kadar Geçen Sürenin Tedavi Yanıta ve Sağ Kalıma Etkisi

Loading...
Thumbnail Image

Date

Journal Title

Journal ISSN

Volume Title

Publisher

Research Projects

Organizational Units

Journal Issue

Abstract

Akut Miyeloid Lösemi (AML), kan ve kemik iliğini etkileyen agresif seyirli bir hematolojik malignite olup, yetişkinlerde en sık görülen akut lösemi türüdür. Amerika Birleşik Devletleri'nde her yıl 20.000'in üzerinde yeni AML vakası bildirilmekte olup, hastalığın prognozu; tanı anındaki klinik ve biyolojik özellikler, uygulanan tedavi rejimi ve erken tanı süreci gibi faktörlere bağlı olarak değişkenlik göstermektedir. AML'de erken tanı konulması, hastaların tedaviye yanıt oranlarını ve sağkalım sürelerini olumlu yönde etkileyebilecek kritik bir faktör olarak değerlendirilmektedir. Bu çalışmada, AML tanılı hastalarda tanıya kadar geçen sürenin, tedavi yanıtı ve sağkalım üzerine etkisi retrospektif olarak değerlendirilmiştir. Çalışmaya, 2017-2023 yılları arasında Ondokuz Mayıs Üniversitesi Hematoloji Bölümü'nde tanı alan ve takiplerinde kontrol kemik iliği değerlendirmesi yapılmış AML hastaları dahil edilmiştir. Hastaların demografik özellikleri (yaş, cinsiyet), tanıya kadar geçen süre, laboratuvar bulguları (LDH, albümin, WBC vb.), ELN risk sınıflaması, tedavi yanıtı, kemik iliği transplantasyon durumu, nüks gelişimi ve genel sağkalım oranları retrospektif olarak analiz edilmiştir. Çalışmaya toplamda AML tanısı almış 93 hasta dahil edilmiştir. Hastaların %49,5'i erkek, %50,5'i kadın olup, yaş ortancası 53 yıl olarak belirlenmiştir. AML alt tipleri incelendiğinde, hastaların %94,6'sının de novo AML, %4,3'ünün sekonder AML, %1,1'inin ise tedaviye bağlı gelişen AML olduğu tespit edilmiştir.Tanıya kadar geçen sürenin ortanca değeri 15 gün olarak hesaplanmıştır.Hastaların tedavi yanıtı değerlendirildiğinde, %63'ünde tam remisyon (CR) elde edilirken, %37'sinde tam yanıt sağlanamamıştır.Nüks gelişen hasta oranı %21,5, genel sağkalım oranı %57, mortalite oranı ise %43 olarak saptanmıştır.Nüks gelişen hastalarda mortalite riskinin 3,16 kat arttığı tespit edilmiştir (p<0,05).Tanı anında albümin seviyesinin düşük olması ve ileri yaşın, mortalite riskini artıran bağımsız faktörler olduğu belirlenmiştir.Tanıya kadar geçen sürenin azalması, tam remisyon oranlarını anlamlı düzeyde artırmış olup (p=0,016), erken tanı konulan hastalarda tedavi başarısının daha yüksek olduğu gözlenmiştir. AML hastalarında tanıya kadar geçen sürenin kısaltılması, tedavi başarısını ve tam remisyon oranlarını artırmaktadır. Çalışmamız, AML hastalarında tanı sürecinin hızlandırılmasının sağkalım ve tedavi yanıtı üzerindeki önemini vurgulayan ilk araştırmalardan biri olup, bu konuda literatürde sınırlı sayıda veri bulunmaktadır. Elde edilen bulgular, tanıya kadar geçen sürenin AML prognozundaki etkisinin daha ayrıntılı olarak değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.
Acute Myeloid Leukemia (AML) is an aggressive hematological malignancy affecting blood and bone marrow, and is the most common type of acute leukemia in adults. Over 20,000 new AML cases are reported annually in the United States. The prognosis of AML varies depending on clinical and biological features at diagnosis, the treatment regimen applied, and the early diagnosis process. Early diagnosis is considered a critical factor that can positively influence treatment response rates and survival. In this study, the impact of the time to diagnosis on treatment response and survival in patients diagnosed with AML was evaluated retrospectively. This retrospective study included AML patients diagnosed between 2017 and 2023 at the Hematology Department of Ondokuz Mayıs University, who underwent bone marrow evaluations during follow-up. Demographic characteristics (age, gender), time to diagnosis, laboratory findings (LDH, albumin, WBC, etc.), ELN risk classification, treatment response, bone marrow transplantation status, relapse rates, and overall survival rates were analyzed. A total of 93 patients diagnosed with AML were included in the study. Of these, 49.5% were male and 50.5% were female, with a median age of 53 years. In terms of AML subtypes, 94.6% had de novo AML, 4.3% had secondary AML, and 1.1% had treatment-related AML. The median time to diagnosis was calculated as 15 days. Regarding treatment response, 63% of patients achieved complete remission (CR), while 37% did not achieve a complete response. The relapse rate was 21.5%, with an overall survival rate of 57% and a mortality rate of 43%. In patients with relapse, the mortality risk was found to be 3.16 times higher (p<0.05). Low albumin levels at diagnosis and advanced age were identified as independent factors increasing the mortality risk. Shortening the time to diagnosis significantly increased the complete remission rates (p=0.016), with patients diagnosed early showing higher treatment success. In AML patients, shortening the time to diagnosis enhances treatment success and increases the complete remission rates. This study, one of the first to highlight the importance of accelerating the diagnostic process in AML, provides valuable insights, as there is limited data available in the literature on this topic. The findings suggest that the effect of time to diagnosis on AML prognosis should be further investigated in detail.

Description

Citation

WoS Q

Scopus Q

Source

Volume

Issue

Start Page

End Page

76

Endorsement

Review

Supplemented By

Referenced By