Publication:
Bir Osmanlı Kıraat Âlimi: Ahmed Er-rüşdî

dc.contributor.authorBostan, Osman
dc.date.accessioned2025-12-11T01:51:03Z
dc.date.issued2022
dc.departmentOndokuz Mayıs Üniversitesien_US
dc.department-tempOndokuz Mayıs Üniversitesien_US
dc.description.abstractBu makalede, 18. yüzyılda Osmanlı’da yetişen kıraat âlimlerinden biri olan Ahmed er-Rüşdî’nin (öl. 1217/1802) hayatına yer verilmiştir. 18. yüzyıl Osmanlı’da kıraat ilminin tarik ve mesleklerinin teşekkül ettiği bir dönemdir. Gidilen yol ve takip edilen usûl anlamına gelen tarik kelimesi kıraat ilminde, rivâyetten sonraki nakilleri ifade etmekle birlikte; eğitim-öğretimde takip edilen kaynak eser ve bu kaynağın kullanılmasında izlenen yöntem anlamlarında da kullanılmaktadır. Örneğin, Ebû Amr ed-Dânî’nin (öl. 444/1053) kıraat-i seb‘a’ya dair kaleme aldığı et-Teysîr’in kaynak eser olarak takip edildiği kıraat öğretimine “Teysîr tariki”, Kâsım b. Fîrruh eş-Şâtıbî’nin (öl. 590/1194) kaleme aldığı eş-Şâtıbiyye’nin kaynak eser olarak takip edildiği kıraat öğretimine ise “Şâtıbiyye tariki” denilmektedir. Ayrıca kaynak alınan esere dayalı olarak yapılan kıraat öğretiminin yaygınlık kazandığı beldelere nispetle isimlendirildiği de olmuştur. Nitekim et-Teysîr’in kaynak olarak alındığı “Teysîr tariki” İstanbul’da yaygınlık kazanmasından ötürü “İstanbul tariki”, eş-Şâtıbiyye’nin kaynak olarak alındığı “Şâtıbiyye tariki” ise Mısır’da yaygınlık kazandığı için “Mısır tariki” diye isimlendirilmiştir. Osmanlı’da, et-Teysîr’in kaynak olarak kullanıldığı kıraat öğretimi daha çok “İstanbul tariki”, eş-Şâtıbiyye’nin kaynak olarak kullanıldığı kıraat öğretimi ise “Mısır tariki” ismiyle şöhret bulmuştur. Özellikle 18. yüzyılda Osmanlı’da varlığını sürdüren İstanbul ve Mısır tarikinde, birtakım vecihlerin alınıp-alınmaması, takdim ve tehiri gibi hususlar çerçevesinde birbirinden ayrışan meslekler ortaya çıkmıştır. İstanbul tarikinde “Îtilâf mesleği” ve “Sûfî mesleği”; Mısır tarikinde ise “Mutkin mesleği” ve “Şeyh Atâullah mesleği” bu dönemde teşekkül etmiştir. Bu asırda yetişen Ali el-Mansûrî (öl. 1134/1721), Yusuf Efendizâde (öl. 1167/1754) ve Mustafa el-İzmîrî (öl. 1155/1742) gibi âlimler kaleme aldıkları eserler ile hem bu tarik ve mesleklere kaynaklık etmiş hem de kıraat birikiminin sonraki dönemlere ulaşmasına vesile olmuştur. Bu dönemde yetişmiş âlimlerden biri de Ahmed er-Rüşdî’dir. O, bir taraftan yetiştirdiği talebelerle diğer taraftan da kaleme almış olduğu Mürşidü’t-talebe adlı eserle Mısır tarikinin Osmanlı’daki ilk dönem uygulamalarının sonraki dönemlere hatta günümüze ulaşmasında önemli bir rol oynamıştır. Nitekim Mürşidü’t-talebe telif edildiği tarihten itibaren büyük ilgi görmüş ve hâlihazırda Türkiye’de devam eden kıraat tedrisinin temel kaynaklarından biri olarak yerini almış, özellikle de “Mısır tariki” ve “Şeyh Atâullah mesleği” mensuplarınca başucu kitabı olarak kabul edilmiştir. Ahmed er-Rüşdî hafızlık eğitiminin ardından kıraat eğitimini Dülgerzâde İmamı Mahmud Efendi’nin (öl. 1166/1753) talebelerinden Reîsülkurrâ Hacızâde Muhammed Efendi’den (öl. 1214/1799’dan sonra), şer‘î ilimlere dair diğer eğitimini de Fatih Camii müderrislerinden Beyzâde Mustafa Efendî’den (öl. 1200/1785) tahsil etmiştir. Ahmed er-Rüşdî eğitimin ardından uzun yıllar ders halkaları oluşturmuştur. Ahmed er-Rüşdî’nin düzenlediği bu ders halkalarının büyük bir kısmını Fatih Camii’nde verdiği kıraat dersleri oluşturmaktadır. Birçok Osmanlı kıraat âlimi gibi Ahmed er-Rüşdî de kıraat eğitiminin yanında başka vazifeleri de yerine getirmiştir. Nitekim o, bir taraftan Fatih Camii ve Amcazâde Hüseyin Paşa Külliyesi’nde kıraat dersleri verirken diğer taraftan da I. Mahmud (öl. 1168/1754) tarafından Fatih Camii’nin bitişiğine yaptırılan Mahmud Han Kütüphanesi’nin serhâfız-ı kütüblük görevini yerine getirmiştir. Ayrıca Ahmed er-Rüşdî, İstanbul’da yapılan ilk Osmanlı sarayı olma vasfını taşıyan Sarây-ı Atîk-i Mâmure ile yine İstanbul’da 16. yüzyılda Kanûnî Sultan Süleyman (öl. 974/1566) tarafından babası Yavuz Sultan Selim (öl. 926/1520) adına yaptırılan Sultan Selim Camii’nde vaizlik yapmıştır. Buna rağmen Ahmed er-Rüşdî’nin hayatına dair bilgiler kaynak eserlerde yok denecek kadar azdır. Bu sebeple makalede, yazma eserlerden ve arşiv belgelerinden istifade edilerek Ahmed er-Rüşdî tanıtılmaya çalışılmıştır.en_US
dc.identifier.doi10.18498/amailad.1091995
dc.identifier.endpage218en_US
dc.identifier.issn2667-7326
dc.identifier.issn2667-6710
dc.identifier.issue18en_US
dc.identifier.startpage183en_US
dc.identifier.trdizinid1191358
dc.identifier.urihttps://doi.org/10.18498/amailad.1091995
dc.identifier.urihttps://search.trdizin.gov.tr/en/yayin/detay/1191358/bir-osmanli-kiraat-alimi-ahmed-er-rusdi
dc.identifier.urihttps://hdl.handle.net/20.500.12712/46901
dc.identifier.volume0en_US
dc.institutionauthorBostan, Osman
dc.language.isotren_US
dc.relation.ispartofAmasya İlahiyat Dergisien_US
dc.relation.publicationcategoryMakale - Ulusal Hakemli Dergi - Kurum Öğretim Elemanıen_US
dc.rightsinfo:eu-repo/semantics/openAccessen_US
dc.subjectTarihen_US
dc.subjectDin Bilimien_US
dc.titleBir Osmanlı Kıraat Âlimi: Ahmed Er-rüşdîen_US
dc.typeArticleen_US
dspace.entity.typePublication

Files