
OMU DSpace Database
The scientific memory of Ondokuz Mayıs University. Publications and projects, all in one place. The heart of open science beats here. 'Open Science. Visible Impact.'
Sections in DSpace
Select a community to browse its collections.
- Research Outputs | TR-Dizin | WoS | Scopus | PubMed
- Research Centers
- Institutes
- Faculties
- Vocational Schools
Recent Submissions
Item type:Book, Samsun üstün zekalı ve yetenekli çocuklar çalıştay raporu(Ondokuz Mayıs Üniversitesi, 2025-12-31) Batık, Meryem Vural; Öztürk, Melek Baba; Tan, Sema; Karakullukçu, NurullahSamsun Üstün Zekâlı ve Yetenekli Çocuklar Çalıştayı, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Üstün Zekâlı ve Yetenekli Bireylere Yönelik Eğitim, Uygulama ve Araştırma Merkezi (ÜSYEM) tarafından, Samsun Büyükşehir Belediyesi ve Samsun İl Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle 29 Nisan 2025 tarihinde SBB Ömer Halis Demir Çok Amaçlı Salonu’nda gerçekleştirilmiştir.Çalıştayın temel amacı, Türkiye’nin eğitim vizyonu doğrultusunda genel eğitim okulları, Bilim ve Sanat Merkezleri (BİLSEM) ve ilgili kurum/kuruluşlar arasında iş birliğini güçlendirmek; “Güçlü Gelecek İçin 2030 Eğitim Stratejisi” hedeflerini desteklemek; üstün zekâlı ve yetenekli çocukların eğitim süreçlerine etkin katkı sağlamak ve bu doğrultuda uygulanabilir, yenilikçi ve sürdürülebilir stratejiler geliştirmektir.Item type:Book, Çevre mühendisliğinde fizikokimyasal temel işlemler(Ondokuz Mayıs Üniversitesi, 2025-12-31) Ardalı, YükselGünümüzde evsel, endüstriyel, tarımsal ve diğer faaliyetlerden kaynaklanan atıksuları herhangi bir su kaynağına veya alıcı ortama deşarj etmeden önce yönetmeliklerde belirlenen sınırlara uymalarını sağlamak zorunludur. Bu sınırlar, halk sağlığını korumak, biyoçeşitliliğin sürdürülebilirliğini sağlamak, su kaynaklı hastalıkların yayılmasını önlemek, alıcı ortam ve su kaynaklarının su kalitesini korumak ve suyun sürdürülebilir kullanımını sağlamak amacıyla belirlenmiştir. Son 20 yılda teknolojik gelişmelere paralel olarak pek çok kirletici sentezlenmekte ve farklı yollarla doğal döngüye karışmaktadır. Geçmişte benimsenen boru sonu yaklaşımının su kaynaklarının korunamadığı, sürdürülebilirliğini sağlamadığı ve her geçen gün problemlerin arttığı gerçektir. Ancak, mevcut çevre sorunlarının giderek artan karmaşıklığı ve birbiriyle ilişkili doğasının farkına varılması, kirlilik azaltma sistemlerinin akıllıca planlanmasının zorunlu hale gelmesini sağlar. Bu tür planlamanın ön koşulu, çevre mühendisliği için mevcut çeşitli kirlilik azaltma yöntemlerinin performansının, potansiyelinin ve sınırlamalarının anlaşılmasıdır. Son yıllarda kirleticilerin azaltılması amaçlı önleme çalışmaları, suyun geri kazanımı ve yeniden kullanımı yaklaşımları benimsenmiş ve kirleticilerin giderilmesi için en iyi uygulanabilir teknikler ile entegre ve sürdürülebilir bir kontrol sisteminin gerçekçi bir çözüm olacağı açıktır. Bu kitapta Çevre Mühendisleri için temel oluşturabilecek “Çevre Mühendisliğinde Fizikokimyasal Temel İşlemler” su arıtımının çeşitli mühendislik sistemleri ele alınacaktır. Ayrıca öğrenciler için mühendislik formülasyonuyla kimya, fizik ve matematiğin temel ilkelerinden ve teorilerinden arıtma prensiblerinin benimsenmesi sağlanacaktır. Bir çevre mühendisi bilimi uygulama bağlamında anlamak zorunda olduğundan, bu kitapta önce belirli bir konunun bilimsel temelinin gelişimi, ardından ilgili tasarım kavramlarının ve işlemlerinin açıklamasını ve bunların çevresel kalite kontrolüne veya iyileştirmeye uygulamalarının ayrıntılı açıklamaları verilmiştir. Çevre Mühendisinin temel prensipleri daha sıkı bir şekilde anlaması, birçok mühendislik sistemi arasındaki benzerlikler ve/veya farklılıklar konusunda daha fazla farkında olması ve çevre kirliliği sorunlarının tanımlanması ve yenilikçi çözümünde daha fazla esneklik ve özgünlük kazanması hedeflenmiştir. Çevre Mühendisliği Bölümünde 38 yıllık deneyim ve yaklaşık bu sürede Çevre Mühendislerine Temel İşlemler dersi vermenin bilgi birikimiyle geleceğin meslektaşlarına atfedilerek bu kitap hazırlanmıştır. İleri düzey lisans veya lisansüstü öğrenciler, su ve atık su arıtma sistemleri tasarımcıları ve araştırma görevlileri için yüksek değerde olacağını umuyorum.Item type:Specialist Thesis, Askariasis İle Demir Eksikliği Anemisi Arasındaki İlişki(1990) İşlek, İsmail-52- ÖZET Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Has talıkları Anabilim Dalı'nda izlenen ve klinik semptom veren 26 askariasis'li olguda demir eksikliği anemisi (DEA) tanısını (Hb, Hct, KK, Ret, MCV, MCHC, SD, SDBK, TS, SF) ve oral demir emilimini gösterecek hematolojik testler çalışıldı. Askariasis'li olguların oral demir absorpsiyon- Iarını ve diğer hematolojik verilerini karşılaştırmak açısından benzer yaş gruplarından 11 sağlıklı ve 10 nonspesifik DEA'lı çocuk kontrol grubu olarak alındı. Askariasis'li olgularda demir emilimi sonuçları sağlıklı kontrol olgularıyla kıyaslandığında, gerek tedavi öncesi, gerekse tedavinin 10. günü ve 3. ayında benzer düzeylerde bulundu (p> 0.05). DEA grubunda ise demir emilimi sonuçlan diğer iki gruptan farklı düzeylerde idi (p< 0.001). Askariasis'li olguların hiç birinde DEA saptanamadı (p> 0.05). Çalışmanın bu sonuçları; askariasis'de demir emiliminin bozulma dığını, askariasis'e sekonder DEA'nin gelişmediğini ve her iki tablonun birlikte görülmesi durumlarında DEA'nin belirgin bir nutrisyonel yetersizlik sonucu gelişmiş olabileceğini göstermektedir.Item type:Specialist Thesis, Malign Neoplazmlı Hastalarda Major Depresyon Prevalansı ve Etkileyen Faktörler(1990) Tezcan, A.ertan-27- ÖZET VE SONUÇ Kanserli hastalarda oluşan depresyon prevalansı- nı araştıran çalışmalar depresif semptomatoloji ele alı narak yapılmıştır. Bu hastalarda depresyon oluşumunu etkileyen faktörler halen tartışmalıdır. Bu nedenle ça lışmamızda operabl dönem malign neoplazmlı hastalarda major depresyon prevalansı ve bu prevalansı etkileyen faktörlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma Ondokuzmayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi ve İstanbul Yedikule Göğüs Hastalıkları Has tanesi' nde operabl neoplazm tanısı konulan 207 erişkin hastaya klinik muayene ve psikometrik ölçümler uygulana rak yapılmıştır. Bu çalışmada malign neoplazmlı hasta larda, benign neoplazmı olan hastalara göre major dep resyon prevalansınm anlamlı olarak yüksek olduğu sap tanmıştır. Malign neoplazmlı hastalar, major depresyonu olan ve olmayanlar şeklinde gruplanarak çeşitli parametreler de istatistiki olarak karşılaştırılmışlardır. Major depresyonu mevcut olan hasta grubunda major depresyonu olmayanlara oranla kadınların çoğunlukta olduğu, medeni ve sosyoekonomik durumun anlamlı olarak farklı olduğu-28- görülmüştür. Ayrıca major depresyonun sindirim siste mi malign neoplazmlxlarxnda önemli derecede fazla oldu ğu saptanmıştır. Dolayısıyla, özellikle sindirim sistemi malign neoplazmlarında, bekar-dul olanlarda, kadın cinsiyetin de, düşük sosyoekonomik düzeydeki hastalarda psikiyatrik yaklaşımın gerektiği vurgulanmak istenmiştir.Item type:Specialist Thesis, Yenidoğan Sepsisinin Erken Tanısında Laboratuvar Testlerinin Değeri(1990) Hancıoğlu, Erdal-56- ÖZET Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hasta lıkları Anabilim Dalı'nda takip edilen, yaşları 0-28 gün arasında değişen 26 yenidoğan sepsisli olgunun total lökosit, total nötrofil ve immatür nötrofil sayıları, immatür-total ve immatür-matür nötrofil oranları, olgun nötrofillerde dejeneratif değişikliklerin varlığı, trombosit sayısı, nitroblue tetrazolium testi, serum CRP ve haptoglobin düzeyleri, eritrosit sediman tasyon hızı ile serum immünglobülin M ve G düzeyleri incelendi ve bun ların yenidoğan sepsisinin erken tanısındaki değerleri araştırıldı. Aynı yaş ortalamasında toplam 15 sağlıklı bebek de kontrol olarak alındı. Sepsisli olgularda, total nötrofil ve immatür nötrofil sayıları, immatür-total nötrofil ve immatür-matür nötrofil oranı, toksik granülasyon, hematolojik puanlama sistemi ile serum CRP ve haptoglobin düzeylerinin kontrol grubuna göre önemli derecede farklı oldukları belirlendi. Çalışma mızda araştırılan total beyaz küre sayısı, NBT testi, eritrosit sediman tasyon hızı ve serum IgM değerlerinin ise yenidoğan sepsisinin erken tanı sında öneminin olmadığı görüldü. Çalışmanın bu sonuçları ile, klinik olarak sepsis düşünülen yeni- doğanlarda, yüksek total nötrofil, immatür nötrofil sayısı, immatür-total nötrofil ve immatür-matür nötrofil oranı, olgun nötrofillerde toksik granü- lasyonun varlığı, trombositopeninin bulunması ile serum CRP ve haptoglobin düzeyinin sepsis tanısını desteklediği ve tanıya yardımcı yöntemler olarak kullanılabileceği sonucuna varıldı.




